Mersin’de kadın belediye personeline darp iddiası

Merkez Akdeniz ilçesindeki Ulaşım Daire Başkanlığı Toplu Taşıma Şube Müdürlüğü’nde meydana gelen olayda, sabah saatlerinde santral görevlisi olarak çalışan Göklü’nün görev birimine gelen amiri M.B.’nin, odadaki diğer çalışanları dışarıya çıkararak, kadın çalışana küfür ettiği, telefon ahizesiyle başına vurduğu ve kolunu ısırarak darp ettiği iddia edilmişti. Yaşananlar üzerine fenalaşan ve 155’i arayarak olay yerine polis çağıran Göklü, Toros Devlet Hastanesi’ne giderek darp edildiğine dair rapor almış ve Siteler Polis Merkezi’nde amiri hakkında şikayetçi olmuştu.

Mersin’de, dün kamuoyuna yansıyan ‘belediye çalışanı kadın, amiri tarafından darp edildi’ iddiası, olayın tarafı Nehir Göklü adlı kadın çalışanın bugün basın karşısına çıkmasıyla yeni bir boyut kazandı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde, Avukatı Şerife Arıcı Yıldız ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Göklü, yaşadığı olayları anlattı. Göklü’ye, Mersin Barosu’na kayıtlı avukatlar Nevin Zaimoğlu ve Semra Kabasakal ile bazı sivil toplum örgütlerinin kadın temsilcileri de destek verdi.

Toplantıda, bakmakla yükümlü olduğu biri 8, diğeri 10 yaşında iki çocuğu olduğunu belirten Göklü, 2014 tarihinde Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde işe başladığını söyledi. Belediyede, Toplu Taşıma Şube Müdürlüğü bünyesinde Kent Kart ve yeni otogar dahil birkaç farklı birimde görevlendirildiğini anlatan Göklü, bu süre içerisinde masa başı görevden temizliğe verildiğini, kendisine mobbing uygulandığını ve sözlü tacizlerle karşılaştığını iddia etti. Yaşadığı bu sıkıntılar nedeniyle çok üzüldüğünü ve geçen yıl beyninde bir kitle oluştuğunu, bunun üzerine Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyat olduğunu anlatan Göklü, raporlu olduğu günlerde kendisine kumpas kurulduğunu ve işe gelmediği gerekçesiyle işten çıkarıldığını öne sürdü. Ameliyat yerini ve raporlarını da gösteren Göklü, konuyu yargıya taşıdığını ve yargı kararıyla işine geri döndüğünü aktardı. Göklü, “Ancak, yargı kararına rağmen belediye beni işe almadı. Ben de konuyu bir mektupla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a anlattım. Bunun üzerine devletimiz, Başsavcılık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bana sahip çıktı. Bakanlık, çocuğumun eğitim masraflarını karşıladı ve beni Milli Eğitim Müdürlüğü’nde sözleşmeli olarak işe başlattılar. Çocuklarıma maaş bağlandı” dedi.

Daha sonra belediye yetkililerinin kendisini ‘mağduriyetini gidereceğiz’ diyerek ikna ettiklerini ve Ocak ayında yeniden Toplu Taşıma Şube Müdürlüğü’nde işe başlattıklarını anlatan Göklü, “Ancak, bana daha önce de mobbing uygulayan buradaki amirim, son 10 gündür inanılmaz derecede baskı ve mobbing uygulamaya başladı. Bunu defalarca Büyükşehir Belediyesi web sitesine yazdım, yetkililerle görüştüm, kamera görüntülerini verdim. Dün de amirim M.B.’nin saldırısına uğradım ve dayak olayını yaşadım. Başıma telefonla vurdu, koltuktan sürükledi, kolumu ısırdı” diye konuştu.

Vücudundaki izleri de gösteren Göklü, darp olayından sonra kendisine verilen doktor raporunun ‘sahte’ olduğu iddiasını da yalanladı. Göklü, raporun barkodlu olduğunu ve Sağlık Bakanlığı’nın sistemine girdiğini, raporun bir örneğini de polislerin elden teslim aldıklarını söyledi. Raporun daha sonra değiştirildiğini iddia ederek Sağlık Bakanlığı müfettişlerini göreve davet eden Göklü, “Adalete güveniyorum. Hiçbir zaman adalet beni yanıltmadı, her zaman haklı çıktım” ifadelerini kullandı.

Arıcı: “Sistematik bir kadına yönelik şiddetle karşı karşıyayız”

Göklü’nün avukatı Şerife Arıcı Yıldız da bu olayda sıradan, ani, fevri olarak gelişmiş bir şiddet olayının söz konusu olmadığını, tersine geçmişe dayalı sistematik olarak uygulanan bir ayrımcılık, kadına yönelik şiddet ve mobbing olayı ile karşı karşıya olduklarını öne sürdü. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığına ve yayıldığına dikkat çeken Arıcı, Göklü’nün olayı yargıya yansıttığı için bir karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldığını ileri sürdü. Arıcı, “Bu tür durumlarda devlet kurumlarına düşen, anayasamızdan, uluslararası sözleşmelerden, İstanbul Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmektir. Kamu kurumları biz kadınları şiddete karşı korumayacaksa biz hiçbir zaman güvence içinde değiliz. Nehir Göklü ve şiddet mağduru kadınlar yalnız değildir. Biz hukukçular olarak Göklü’nün yanındayız, bundan sonraki mücadelesinde de gerçeğin ortaya çıkması, adaletin yerini bulması, suçlunun en ağır biçimde cezalandırılması için onun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Büyükşehir Belediyesi, darp iddiasını bir kez daha yalanladı

Öte yandan, Büyükşehir Belediyesi, kadın personelin, çalıştığı birimdeki başka bir personel tarafından darp edildiğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bugün yaptığı açıklamayla bir kez daha yalanladı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Büyükşehir Belediyesi’nin, Mersin’i kadın dostu, çocuk dostu, genç dostu, yaşlı dostu, engelli dostu, çevre dostu, hayvan dostu bir kent haline getirebilmek için olağanüstü bir gayretle gece gündüz çalıştığı belirtildi. “Kadına şiddetin her türlüsüne en keskin hatlarıyla karşı bir belediyecilik anlayışı içerisinde olduğumuzdan şüphe yoktur” denilen açıklamada, kadınlara yönelik çalışmalar aktarılarak, “Mersin’imizi ‘kadın dostu kent’ haline getirmek yolundaki bunca gayretlerimiz, kadınlara pozitif ayrımcılık anlayışımız çerçevesinde Büyükşehir Belediyemiz bünyesinde istihdam ettiğimiz bir kadın çalışanımız tarafından sabote edilmeye çalışılmaktadır. Mersin Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Toplu Taşıma Birimimizde bir süre görev yapan, disiplinsiz davranışları ve araç kullanmak istememesi nedeniyle santralde görevlendirilen Nehir Göklü isimli personelimiz, görevini yapmaya çalışan Toplu Taşıma Birimi Amirimiz hakkında 27 Eylül 2017 tarihinde talihsiz bir suçlamada bulunmuştur. Adı geçen şahsın temelsiz iddialarını mal bulmuş mağribi mantığıyla manşetlerine taşıma hevesine kapılan kimi medya organları ve sosyal medya kullanıcıları da kamuoyunu yanlış yönlendirme konusunda adeta yarışa girmişlerdir. Hayali iddialar öne süren Nehir Göklü’nün de bir dönem şoför olarak görev yaptığı Toplu Taşıma Birimimizdeki 22 kadın şoförümüz güven ve huzur içerisinde Mersin halkına hizmet etmektedirler. Adı geçen şahsın 27 Eylül 2017 günü yaşandığını iddia ettiği hayali darp olayının gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Olayın yaşandığının iddia edildiği yer ve zamanda orada bulunan personelimizin ve görgü şahitlerinin Siteler Polis Merkezi Amirliği’nce alınan ifadeleri ortadadır. Amiriyle iş tartışması yaşayan personelimizin konuyu darp vb. iddiaları taşıması, daha önceden hakkında tutulan birçok tutanakla ilişkili, iş yerinde huzuru bozucu davranışlarının farklı bir mecraya taşınmasından ibarettir” ifadeleri kullanıldı. Söz konusu personele ait ‘İş Göremezlik Raporu’nun da sahte olduğunu iddia edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Düzenlettiği sahte sağlık raporu ile Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni yıpratacağını sanan bu şahıs hakkında gerekli kurum içi soruşturma derhal başlatılmıştır. Ayrıca iddialarla ilgili teftiş kurulumuz da görevlendirilmiş, gerekli hukuki incelemeyi yapacaktır. Teftiş kurulumuzla birlikte olayın karakola intikal etmesi ile konu yargıya intikal etmiş, gerekli hukuki prosedürün işlemesi başlamıştır.

Ayrıca söz konusu şahıs ve onun iddialarını haber konusu yapan medya organları ve sosyal medya kullanıcıları hakkında da adli mercilere suç duyurunda bulunulmuştur.”

Bir önceki yazımız olan Aymen: “Irak’a ihracatta alternatif yollar bulmalıyız” başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir